SİTEMİZ,HER PAZAR GÜNÜ YENİ YAZILARLA GÜNCELLENECEKTİR.

Pazar, Mayıs 28, 2006




Siz hiç kendinizi gördünüz mü? Aynadaki misiniz sadece? O kadar somut musunuz yani?
Aynada gördükleriniz sizin sadece görüntünüzdür. Oysa ki "gerçek siz" çok daha derindedir. Derinde ve anlaşılması zor... Karmaşıksınızdır siz. Birçok şey iç içe girmiştir. Kendinizi çok iyi tanıdığınızı düşünüyorsunuz değil mi? Oysa çoğu kimse kendini tamamen tanıyacak kadar çok tecrübe yaşamamıştır. İnsan kendini sadece tecrübelerle mi tanır? Aslıda bu da tartışılabilir. İnsan, yaşadıklarıyla kendini tanımaya mı çalışıyor? Yoksa sadece boşlukta devinen, hareket ettikçe de batan bir hayat mı yaşıyoruz? Gerçek yaşam, şu anda yaşanan tiyatronun ne kadar ardında acaba? Esas benliğimizi görebilecekcek miyiz? O dağlar kadar büyük engellerin ardında gizlenen ve bir o kadar da sırlarla dolu iç dünyamıza ulaşabilecek miyiz sizce? Kendinize güvenin. Günde belki beş dakika bile bunu düşünsek bir yol almaya başlarız. Bunu unutmayın ve lütfen biraz düşünün. İç dünyanızı keşfetmek sizin elinizde. Keşfetmeye başlayın onu... -Yorumlarınızı bekliyorum-

Pazar, Mayıs 21, 2006


Bakıpta göremediğiniz ve bundan rahatsız olduğunuzu düşündünüz mü hiç? Yaşadığımız dünyanın rengarenk ahengini ruhunuzda hissetmek onuruna erişebildiniz mi hiç? Ya da beyaz olduğunu düşündüğünüz görüntünün, aslında bütün renkleri kapsadığını, kasvetli bir utanç duygusuyla yaşadınız mı hiç? Bu durumda içinizin soğuyarak, titrediğiniz oluyorsa ve üzülüyorsanız siz de hayata karşı birçok şey hissediyorsunuz demektir. İnsanların birçoğu bu duyguyu yaşamadan göçüp gidiyor bu tatlı ama sert dünyadan. Birçok gizemin keşfine varmadan terkediyor soğuk yeryüzünü. Sizce de yazık olmuyor mu? O zaman, önce kendinizden başlayarak çevrenizi uyarın. Siz ve çevreniz, içinde binbir çeşit renk barındıran kutuyu bulun. Yumuşatın artık hayata bakışınızı. Göreceksiniz bundan önce hiç "GÖRMEDİKLERİNİZİ".

Cuma, Mayıs 19, 2006




Herkesin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun...

Lütfen bu Cumhuriyetin kıymetini bilelim ve sonsuza kadar laik,demokratik bir hukuk devleti olarak yaşamasına katkıda bulunalım.Saygılarımla...

Pazar, Mayıs 07, 2006

İnsanın yazma isteği... Bazen öyle neşeliyizdir ya da öyle hüzünlüyüzdür ki, birşeyler yazmak isteriz. Yazmak. Ama ne yazmak? Hayır, hayır sadece yazmak, konu olmaksızın. Ne yazacağınızı bilmeden sayfalarca yazı yazdığınız oluyor mu? Ya da anlatacağınız hiçbir konu yoksa yine de yazabiliyorsunuz. Eğer yazabiliyorsanız bilmelisiniz ki siz aslında YAZMAYI seviyorsunuz. Evet, insan bazen öyle duygularla yüklenir ki yazmadan duramaz. Bu duygu, belki sadece baharın gelişi, belki de kalabalık içindeki yalnız ama dimdik hayatla savaşma mecburiyetimizdir. Ne kadar çok "çok görünürsek" belki de o kadar azızdır. Aranızda kendini yalnız hisseden var mı? Ya da hiç kendi kendinize konuşurken yakalandınız mı bedeninizdeki o mağrur ama hüzünlü ruhunuza? Hiç farkettiniz mi çevrenizin çoğalırken aslında ne kadar bireyselleştiğinizi? Bu zor dünyada ne kadar ne kadar da umutsuz kaldığınızı?
Söylediklerime katılanlarınız vardır. Peki, şimdi de en yakınınızı düşünün. Anneniz babanız, kardeşiniz sevgiliniz ya da bambaşka biri. O varken nasıl yalnız hissediyorsunuz kendinizi? Kendi kendinize düşünün bu ben miyim diye. En yakınınıza, ne kadar yalnız olduğunuzu söyleyebilir misiniz? Buna cesaretiniz var mı? Emin olun bunu söyleyemeyeceğiniz birileri varsa YALNIZ DEĞİLSİNİZ. Sadece rutinsiniz. Rutin ve sıradan ya da belki de dışa kapalısınız. Artık o duvarlarınızı yıkın, çevrenizi sarsın diye sizin ördüğünüz. Kendi ördüğünüz duvarlarınızla ne kadar daha yalnızlaştığınızı görmüyor musunuz? İlk olarak yazı yazın. Kafanızdaki bütün zehirleri akıtın o kağıda. Yazı bittiğinde kafanız tertemiz olsun. İsterseniz hıncınızı kağıttan çıkarın. Korkmayın. Duygularınızı yazıya dökerseniz sizi anlayanlar çoğalacak ve ne kadar fazla SİZİN GİBİ insan olduğunu göreceksiniz. O kadar çok olacaktır ki, bu insanlarla istesenizde yalnız kalamayacağınızı anlayacaksınız. Sonra bir de bakacaksınız ki en yakınlarınız, aslında o insanlar. Sizin duygularınızı en iyi o, "en yakınlarınız" dedikleriniz paylaşıyor. Aslında ne kadar kuruntu yaptığınızı, en çok ihtiyacınız olan insanların zaten en yakınlarınız olduğunu göreceksiniz.
Söyleyin bunu onlara. Onlar oldukça hiçbir zaman yalnız olmayacağınızı. Onların da sizin varlığınızla asla yalnız kalmayacaklarını anlatın. Ama şunu da hep bilin ki her zaman "en yakınlarınız" olacaktır. Belki insanlar değişecek ama mutlaka hep yakın hissettikleriniz "en yakınlarınız" olacaktır. Şimdi yanınızdakilere ya da kendinizi "yakın hissettiğiniz" insanlara sevgiyle bakın ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin.
Tebrikler. İşte kendinizi yeniden keşfettiniz......

Kaynak: Devlet Meteoroloji Ýþleri Genel Müdürlüðü
 
Google
 
Web www.yahoo.com
search.msn.com www.altavista.com
Bu sitedeki yazýlarýn her hakký saklýdýr.Kýsmen veya tamamen hiçbir yerde, kaynak gösterilse dahi kullanýlamaz.